Ukrayna hakkında

Kategori: Avrupa / Kiev / Sizden Gelenler / Ukrayna - 906 viewsYorum Yazın
Ukrayna hakkında

Merhaba arkadaşlar. Uzun bir yazı olabilir. Çünkü yazmayı severim, konuşmayı da severim. Ukrayna meselesine olabildiğince objektif yaklaşmaya çalışacağım.

Geçen sene tam bu aylarda dayımdan bir telefon geldi ve haftaya kadar pasaportunu yenile Ukrayna’ya gidiyorsun sesini duydum. Hayırdır, nereden çıktı demeye kalmadan kapattı teli. Ukrayna hakkında tek bildiğim dayımın orada iş yaptığı ve kızlarının çok güzel olduğuydu. Onun dışında hiç merak ettiğim bir yer değildi. Zaten güzel de bir kız arkadaşım vardı. Çirkin olmama ve zengin olmamama rağmen kız arkadaş konusunda hiç sıkıntı yaşamamıştım. Bir keresinde İsrail’e gitmiştim ama oranın kızları beni etkilememişti.

Neyse, Ukrayna meselesini kız arkadaşıma açtığımda kavga gürültü ayrılma, falan derken bunların havayolu ile cebimde 400 türk lirası ile gittim oraya, beni karşılayacaklardı. Kalacak yer vardı. Türk lirası ile niye gittim bilmiyorum, 2 hafta kaldım aynı 400 lira ile geri döndüm. O parayla burada rakı sofrası kurdum içtim. Güzel oldu ^^

Odessa havalimanında indim, bayan memur neden geldin dedi. Hımmm, iş için demek istemedim, turistik demek istemedim. Nedense benim arkadaş burada okuyor, onu ziyarete geldim dedim. Arkadaştan bahsederken ”him” dediğim için bayan memur Him? Dedi, yes dedim, Him. Nerede kalacaksın dedi, onun evi var, orada kalacağım 2 hafta dedim. Tamam dedi. Geçtim. Hiç bi kızın üzerime atlamadığı gerçeğiyle yüzleştikten sonra küçük havalimanından çıktım.

Beni almaya güzel bir Ukrayna’lı bayan geldi. Şükürler olsun geldi, zira cebimdeki 400 lira ile taksiciye ”Abi, bi merkez alır mısın” diyemezdim. Ön koltuğua oturdum o rusça konuşuyor, ben ingilizce, sonra o ingilizce, ben türkçe, çernobil dedim, nasıl gidebilirim. ”Palladium var dedi, napcaksınız çernobil’i uzak zaten” dedi. Evet arkadaşlar, hayatımda sadece bar, meyhane, bar, gece klübü hayatım böylelikle başlamıştı.

Merkezde indim, arkadaşın yanına yerleştim. O bayanda geldi, iş için yapılacak adımları rusça bir şekilde hallettiler. Arkadaş Palladium’da bugün bayanlara ücretsiz gece var, bizde gidelim dedi. Sponsor var ya, tamam dedim. Bana bilmemkaç grivna verdiler. 400 liranın arasına sıkıştırdım. Palladium’a gitmeden önce götürdüğüm rakıyı içtik. Muhabbet falan derken iyi oldum. Bu meşhur kulübe gittik. Evet, sahiden çok kız vardı. Arkadaş gitmeden önce çekinme herkese hello diye giriş tembihi vermişti. Arkadaş dans ederken ben bar kultürüden ileri gelen harika taktiklerimle Nargile içen kızların yanına gidip Çorlulu Ali Paşa Medresesi var, aslında nargileyi orada içmen lazım dedim. Rusça bir şey söyledi. Hımm, sanırım biraz hafiften almalıydım. Aslında maksadım herhangi bir kızla tanışmak değildi, canım sıkılıyordu, kız arkadaşımla kavgalıydım, kafam iyiydi, oranın erkekleri sert bakışlıydı. İngilizce konuştuğumu duyan bir Hollandalı yanıma gelip selam diye girdi. Selam dedim. Kafası olduça güzel olduğu için direk konuya girip Ukranie kızları harikalar dedi. Hımm, dedim. Ama dedim, çorlulu ali paşa medresesi’ni bilmiyorlar dedim. Anlamadı. İstanbul’a gelirsen beklerim dedim numarasını aldım.

İlk gün acemiliği, herhangi bir karşı cins ile iletişime geçemeden eve gelip uyudum. Ertesi gün arkadaşa bar var mı buralarda bira içek dedim. Var ama boşver, işleri halledelim Cumartesi Jennifer diye bir yere gidicez dedi. İsimden belliydi yine danslı bir yere gideceğiz.

Hayatımın en ilginç gecesini burada geçirdim. Gitmeden önce arkadaş böyle olmaz aga dedi. Bir ceket verdi bana, bunu giy dedi. Niye abi dedim, böyle gideceksin saçını başını da düzelt, adama benze dedi, bırak aşk acısı çekmeyi dedi. Tamam dedim. Şehir dışında bir yer bu Jennifer, taksi ile biraz uzun sürdü. Ceketim ile çok karizmatiğim ama bu sefer Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nden kimseye bahsetmeyeceğim. İçeri girerken güvenlik bizim arkadaşı tanıdı ve içeri almadı. Bana geç dedi, arkadaşa yok dedi. Sanırım öyle dedi. Rusça dedi. Ben yok girmicem dedim türkçe bir şekilde. Arkadaş ona rüşvet verdi ve içeri girdi. Ben verme abi, ne gerek var dedim. Sonradan öğrendim adam bununla yetinmemiş kendisine içki alıp bizim hesaba yazdırmış.

Ben yine bara yanaştım. Bira söyledim bu sefer. Canım çekti, 3-4 gündür içmiyorum. Tam sol çaprazımda üzerinde yıldız desenli gömleği olan bir kız beni kesiyor. Ben utanırım böyle şeylerden, alla alla dedim. Beni kestiğini tam olarak anlayabilmek için elimdeki bira bardağını tam bir İrlanda’lı edasıyla hava kaldırıp selam verdim. O da votka bardağını kaldırıp selam verdi. Hımm dedim, arkadamdan birisi dokunup bir şeyler dedi. Elinde fotoğraf makinası vardı. Fotoğrafımı çekti. Bunların Raskachaem diye bir sitesi varmış, geceleri gezip, fotoğraf çekip, o siteye koyuyorlarmış. Oraya koyacaklarmış. Tamam dedim. Koy abi. Sonradan baktım o fotoya baya karizmatiğim o ceket sayesinde. Yine içmenin afedersiniz b.kunu çıkartmışım da bizdeki para bitmiş. Bir de o güvenliğin içtikleri falan hesap şişmiş. Arkadaş dedi ben para alıp geliyorum sen bekle, erkeklerle mümkün olduğunca konuşma, yanında erkek olan kızlara bakma, onun dışında ne halt yiyorsan ye dedi. Ama arkadaşın çıktığını fark eden güvenlikler hemen başıma dikilip, euro, dolar or credi card falan demeye başladı. 400 lirayı versem olmaz, dedim abiler tamam, arkadaş para almaya gitti, sorun yok. Ama adamlar ısrar ediyor. Zaten kafam betonlaşmış. Bir de rusça ingilizce karışık konuşmaları kafam almamaya başlayınca kafamı bara eğip kaçıncı olduğunu hatırlayamadığım bira bardağıma bakıp düşünmeye başladım. Sonradan birisi koluma dokundu, kafamı kaldırdım baktım o bana bardağı ile selam veren güzel kız. Neden üzgünsün dedi. Dedim böyle böyle, sizin halkınız ayıp ediyor dedim, ayarlayamadık parayı işte napalım, 10 dakika bekleseler halledeceğiz ama anlayış göstermiyorlar dedim. Evet dedi, ama dedi, para dedi her yerde problem. Yoo dedim, bizim oralarda bu kadar sıkıştırılmaz dedim. Nerelesin dedi, Türkiyelim dedim. İstanbul. Hiç benzemiyorsun dedi. Sonra güvenlikleri çağırdı, hesabı istedi, cüzdanını çıkardı ve bizim hesabı ödedi. Şok olmuştum, işte bu Türkiye’de kesinlikle olmayacak bir şeydi, hatta Türkiye’de bu kadar güzel bir kızın neden üzgünsün diye konuşup hesabı ödemesi imkansıza yakın bir şeydi. Teşekkür ettim, elini öptüm, mutlaka geri ödeyeceğim, ama seni nasıl bulurum, haa telefonunu ver dedim. Telefonunu aldım. İsmini aldım, yine teşekkür ettim. Sana bir şey ısmarlardım ama param yok dedim. Güldü. Sonra benim arkadaş geldi. Para ayarlamış, dedim hallettim abi rahat ol. Gizemli olsun diye baştan söylemedim ama ısrar edince dedim şu kız ödedi. Tamam hadi gidiyoruz, başka bir yere geçicez dedi. Ama kız dedim. Boşver kızı hadi dedi. Ama kız dedim. Hadi hadi dedi. Ama kız, dur dedim. Kızın yanına gittim, oturduğu arkadaşlarına hepsine selam verdikten sonra biz gidiyoruz ama seni arayacağım dedim. Güldü tamam dedi. Gittik. Arkadaşa dedim, o kızın parasını öde abi dedim. Sen görüş işte, yemek ısmarla hem ingilizce de biliyor daha ne istiyorsun dedi.

O kızın fotoğrafını isteyenlere yollayabilirim. O siteye o kızın fotosunu da çekmişler oradan bulmuştum. Sahiden çok güzel bir kızdı ya. Vay arkadaş neyse. İstanbul’a geldiğimde de kızla telefonla hep konuştuk, davet ettim misafirim olarak gel diye ama oradayken hiç görüşmedik, zaten İstanbul’a belki gelirim demişti ama kız arkadaşımla barışınca mesajları görünce kızın numarasını silmişti ^^

Şimdi size şöyle söyleyeyim;

– Çekingenseniz gitmeyin, hadi benim gibi zorunda olarak gittiniz cool takılın. Gizemli olunca sizi çözmek için iletişime geçiyorlar. Ben gizemli numarası çekmedim. Zaten yabancılar arasında soğuk, cool, herkesle hemen samimiyet kuramayan birisi olarak sıfatlandırıldığım için kendim gibi oldum^^

– Rusça bilmiyorsanız gitmeyin. Zorunda gittiniz? İngilizce bilen birileri çıkıyor. Herkese bir şekilde merhaba çekin. Nadir, çok nadir. Mc danılds’ta bir kıza bu ingilizce meselesini sordum. Bunlarda ingilizce ve almanca seçme dersmiş ama nedense çoğu kişi Almanca’yı seçiyormuş. Nedenni sordum, bilmiyorum dedi.

– İngilizce bilen kızların yoğun olduğu mekanları yazıyorum; Jennifer, Palladium, mek danılds, bir kaç yerde bar falan var, oradakiler de biliyor. Yakışıklı ama rusça bilmeyen erkekler buraları tercih edebilir.

– İngilizce bilmeyenlerin yoğun olduğu mekanlar; Laila, Laila, Laila. Buradaki kızlar bırak ingilizceyi kendi dillerini bile henüz doğru dürüst konuşamıyorlar ^^

– Kulüpler hakkındaki bilgileri zaten arkadaşlar vermiş. Ben her yere gittim ama yazmama gerek yok.

– Haftaya belki tekrar gideceğim. Ama bu sefer ilk önce 3 günlüğüne Kiev’e gideceğim. Evet tek olarak gideceğim^^ Oradan da trenle tekrar Odessa’ya geçeceğim. Harika bir macera olacak. Eğer oralarda olacak olan varsa görüşebiliriz. Mak danılds’ta tanıştığım kıza ne istiyorsun buralardan dedim. Turkish Coffee dedi. Tamam dedim, sana bir Mahmut Efendi getireyim. Anlamadı ama güldü. Turkish Coffee ne ya, insan pişmaniye, lokum falan ister. Neyse, ben ona bi pişmaniye götürürüm.

– Ukrayna hakkında söyleyeceğim son şey ise insanları gerçekten iyi. Erkekleri değil, kız insanları gerçekten iyi, sıcak kanlılar, samimiler, beni kazıklamaya ya da yedirtmeye içirtmeye çalışmadılar. Sanırım doğru insanlarla iletişime geçtim. Biz hani burada arabalara yaslanırız ya, onu burada yapmayın. Adamın biriyle neredeyse kavga ediyordum^^ Dediğim gibi gencinden yaşlısına erkekler biraz sert kaba ve anlayışsız. Oranın kızlarını lütfen üzmeyin^^ Canlarım ya çok tatlılar.

Çorlulu Ali Paşa Medresesi’nden seslendim. Neticem yer ve düşündüğüm gibi 3 günlük Kiev maceramı gerçekleştirebilirsem Kiev hakkında yazarım buraya.

İyi günler dilerim.


Gezilecek Yerler

Bu Yazıyı Paylaş! Google+! Pinterest!